📚 Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası: Temel Konular ve İlişkiler
Kaynak Bilgisi: Bu çalışma, sağlanan ders notları ve sesli ders kaydı transkriptinden derlenerek hazırlanmıştır.
Giriş 🌍
Atatürk dönemi Türk dış politikası, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda bağımsızlığını pekiştirme, toprak bütünlüğünü koruma ve bölgesel barışı sağlama hedefleri üzerine kurulmuştur. Lozan Barış Antlaşması ile belirlenen sınırlar içinde, uluslararası konjonktürdeki hızlı değişimlere (yayılmacı tehditler, silahsızlanma çabaları) uyum sağlayarak, barışçıl ve gerçekçi bir dış politika izlenmiştir. Bu dönemde Türkiye, Boğazlar üzerindeki egemenliğini yeniden kazanmış, Hatay'ı anavatana katmış ve önemli devletlerle ikili ilişkilerini denge politikasıyla yönetmiştir.
1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936) ✅
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'nin egemenlik haklarını tam anlamıyla tesis ettiği önemli bir diplomatik başarıdır.
-
Lozan'daki Durum:
- Lozan Antlaşması ile Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyona bırakılmıştı.
- Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara Denizi'ndeki adalar askerden arındırılmıştı.
- Bu durum, Türkiye'nin savunmasını zayıflatıyor ve egemenliğini kısıtlıyordu.
- Boğazların güvenliği, sözleşmeyi imzalayan devletler ve Milletler Cemiyeti'nin garantisi altındaydı.
-
Değişiklik İhtiyacı ve Nedenleri:
- 1930'larda Avrupa ve dünyadaki siyasi gelişmeler (Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları, Japonya'nın Mançurya'ya saldırısı) uluslararası güvenliği tehdit etmeye başlamıştı.
- Milletler Cemiyeti'nin kolektif güvenlik rolünün yetersiz kalması, Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlama ihtiyacını artırdı.
- Türkiye, Boğazların askerden arındırılmasının kendi güvenliği için bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
-
Türkiye'nin Girişimleri:
- Türkiye, ilk olarak 1933'te Londra Silahsızlanma Konferansı'nda Boğazlar statüsünün değiştirilmesi talebini dile getirdi.
- 11 Nisan 1936'da sözleşmeye üye ülkelere gönderdiği notalarla talebini resmileştirdi.
- Türkiye'nin barışçıl ve samimi yaklaşımı uluslararası alanda sempatiyle karşılandı.
-
Uluslararası Tepki ve Sözleşmenin İmzalanması:
- İngiltere, Akdeniz'de güçlü bir Türkiye'nin kendi çıkarlarına uygun olacağını düşünerek olumlu yanıt verdi ve Türkiye'yi Sovyetler Birliği'ne karşı denge unsuru olarak gördü.
- İtalya hariç Fransa ve diğer devletlerin de desteğiyle, 22 Haziran 1936'da İsviçre'nin Montrö şehrinde konferans toplandı.
- 20 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
-
Sözleşmenin İçeriği ve Sonuçları:
- Lozan'daki Boğazlar Komisyonu kaldırıldı ve Boğazlar üzerinde Türkiye'nin tam egemenliği sağlandı.
- Boğazlar'ın askerden arındırılması kaydı kaldırıldı, Türkiye Boğazlar'da tahkimat yapma ve asker bulundurma hakkını kazandı.
- Savaş Durumunda: Türkiye tarafsız ise savaşan devletlerin savaş gemilerinin geçişi yasaklandı. Türkiye savaşa girerse, savaş gemilerinin geçişi konusunda karar verme yetkisi Türkiye'ye bırakıldı.
- Barış Durumunda: Karadeniz'e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemisi geçişleri tonaj ve sayı bakımından sınırlandırıldı. Ticaret gemileri ise Türkiye'nin denetimi altında serbestçe geçebilecekti.
- Montrö, Türk-İngiliz yakınlaşmasının başlangıcı olurken, Türk-Sovyet ilişkilerinde bir miktar gerginliğe yol açtı. İtalya ise sözleşmeye 1938'de katıldı.
2. Türkiye-Fransa İlişkileri ve Hatay'ın Anavatana Katılması 🇹🇷🇫🇷
Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkiler, Lozan sonrası dönemde bazı gerginlikler yaşasa da, Hatay meselesiyle zirveye ulaşmış ve Türkiye'nin kararlı tutumuyla çözüme kavuşmuştur.
-
Erken Dönem Gerginlikleri:
- Yabancı Okullar Meselesi: Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrası Türkiye'nin yabancı okulların Türk milli eğitim mevzuatına tabi olmasını istemesi, Fransa'nın misyoner okulları için imtiyaz talebiyle çatıştı. Türkiye'nin kararlı duruşuyla Fransa geri adım attı.
- Osmanlı Borçları: Çoğunluğu Fransız alacaklılarla uzun ve gergin müzakereler yaşandı. 1928 ve 1933'te imzalanan anlaşmalarla borçların miktarı ve ödeme şekli belirlendi.
- 1929 Dünya Ekonomik Krizi: Türkiye'nin kendi parasını korumak için aldığı önlemler ilişkileri olumsuz etkiledi.
-
Yakınlaşma ve Hatay Meselesi:
- Almanya'da Nazi partisinin iktidara gelmesiyle Türk-Fransız ilişkileri bir süre düzelme gösterdi.
- Ancak 1936'da ortaya çıkan Hatay Meselesi, ilişkileri 1939'a kadar yeni bir gerginlik dönemine soktu.
- Hatay'ın Statüsü: 1921 Ankara İtilafnamesi ve Lozan Antlaşması ile İskenderun Sancağı (Hatay), Suriye sınırları içinde özerk bir idareye sahipti.
- Atatürk'ün Kararlılığı: Atatürk, Hatay'ı "şahsi meselesi" olarak görmüş ve "Kırk asırlık Türk yurdu yaban ellerde kalamaz" diyerek Türkiye'nin niyetini açıkça ortaya koymuştur.
- Fransa'nın Tutumu: Fransa'nın 1936'da Suriye'ye bağımsızlık vermesi ve Sancak üzerindeki yetkilerini Suriye'ye devretmesi, Türkiye tarafından kabul edilmedi. Türkiye, Sancak'a da bağımsızlık verilmesini talep etti.
-
Çözüm Süreci:
- Türkiye'nin girişimleri sonucu konu Milletler Cemiyeti'ne taşındı.
- İngiltere'nin arabuluculuğuyla 27 Ocak 1937'de Sancak için bir statü kabul edildi: içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Suriye'ye bağlı, resmi dili Türkçe olacaktı.
- Fransız temsilcilerin engellemeleri ve kışkırtmaları olayların şiddetlenmesine yol açtı.
- Türkiye, Hatay sınırına 30.000 kişilik bir kuvvet yığarak kararlılığını gösterdi.
- 3 Temmuz 1938'de imzalanan anlaşma ile her iki devletin Hatay'a 2.500'er kişilik askeri kuvvet göndermesi kabul edildi.
- Türk askeri 4 Temmuz'da göreve başladı. Ağustos ayındaki seçimlerde Türkler 40 milletvekilliğinden 22'sini kazandı.
- 2 Eylül 1938'de Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Resmi dilleri Türkçe ve Arapça olmasına rağmen tüm milletvekilleri Türkçe yemin etti.
- 29 Haziran 1939'da Hatay Meclisi oybirliğiyle aldığı kararla Anavatan Türkiye'ye katıldı. 💡
3. Musul Meselesi ve Türkiye-İngiltere İlişkileri 🇬🇧
Musul meselesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye-İngiltere ilişkilerinde temel bir sorun olmuş, ancak diplomatik yollarla çözüme kavuşturulmuştur.
-
Sorunun Kökeni:
- Mondros Mütarekesi imzalandığında Türklerin elinde ve Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul, mütarekeye aykırı olarak 15 Kasım 1918'de İngiliz birliklerince işgal edildi.
- Lozan Antlaşması'nda çözüme kavuşturulamayan Musul meselesi, Türkiye ve İngiltere arasında ikili görüşmelerle halledilmesi, aksi takdirde Milletler Cemiyeti'ne başvurulması kararıyla ertelendi.
-
Görüşmeler ve Gerginlikler:
- 19 Mayıs 1924'te İstanbul Konferansı'nda başlayan görüşmeler, tarafların uzlaşamaması nedeniyle dağıldı.
- Türkiye, Musul ve Süleymaniye'nin Türk sınırları içinde kalmasında ısrar ederken, İngiltere Hakkâri'nin de Irak'a katılması gerektiğini ileri sürdü.
- İngilizlerin Hakkâri üzerindeki ısrarları, Ekim 1924'te ilişkileri savaşın eşiğine getirdi ve İngiltere sınır olaylarını kışkırtmaya başladı.
-
Milletler Cemiyeti Süreci ve Çözüm:
- İngiltere, kendi nüfuzu altındaki Milletler Cemiyeti'nde meselenin görüşülmesini tercih etti.
- 20 Eylül 1924'te Cemiyet'te görüşülmeye başlanan meselede, Türkiye halkoylaması teklif etti ancak İngiltere bunu "halkın cahil olduğu" gerekçesiyle reddetti.
- Cemiyet'in görevlendirdiği komisyonun Eylül 1925'te sunduğu raporda Musul'un Irak'a eklenmesi, Irak üzerindeki İngiliz mandasının uzatılması ve Kürt haklarının garanti altına alınması tavsiye edildi.
- Milletler Cemiyeti Konseyi, İngiltere'nin Cemiyet'teki hakimiyeti nedeniyle bu tavsiyeyi kabul etti.
- Türkiye hükümeti bu kararı kabul etmek istemese de, 1924 sonu ve 1925 başında çıkan Şeyh Sait İsyanı, Türkiye'yi bir anlaşmaya zorladı.
- 5 Haziran 1926'da Ankara Anlaşması imzalandı: Musul Irak sınırları içinde kaldı. Irak hükümeti, Musul petrollerinin %10'unu 25 yıl süreyle Türkiye'ye vermeyi kabul etti. Türkiye bu payından 500 bin İngiliz Sterlini karşılığında vazgeçti.
-
Sonuçları ve İlişkilerin Gelişimi:
- Musul sorununun İngiltere lehine çözümlenmesinde Milletler Cemiyeti'nin siyasi yapısı ve İngiltere'nin nüfuzu etkili oldu. İtalya ve Fransa'nın İngiltere'yi desteklemesi de Türkiye için olumsuz bir rol oynadı.
- Musul sorunu, Türkiye ve Sovyet Rusya'yı birbirine yakınlaştırdı.
- 1930'larda Alman ve İtalyan tehdidinin artmasıyla İngiltere, Türkiye ile ilişkilerini düzeltme yoluna gitti. Montrö Boğazlar Konferansı'nda İngiltere'nin Türk tezini desteklemesi, iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin başlangıcı oldu.
4. Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri 🇹🇷🇷🇺
Milli Mücadele döneminden itibaren Türkiye için önemli bir denge unsuru olan Sovyetler Birliği ile ilişkiler, rejim farklılıklarına rağmen karşılıklı güvenlik endişeleri temelinde gelişmiştir.
-
Erken Dönem Yakınlaşması:
- Milli Mücadele döneminde Sovyetler Birliği'nin desteği, iki ülke arasında yakınlaşmayı sağladı.
- Batılı devletler tarafından yeni tanınan Sovyet idaresi, Türkiye için Avrupa'ya karşı bir denge unsuru oldu.
- Rejim farklılıklarına rağmen, her iki devlet de Avrupa'ya karşı ortak güvenlik endişeleri taşıyordu.
-
1925 Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması:
- Türkiye ile İngiltere arasındaki Musul meselesi gerginleştiği ve Avrupa ülkelerinin Locarno Anlaşmaları'nı imzaladığı bir dönemde, 17 Aralık 1925'te bu antlaşma imzalandı.
- Antlaşma, taraflardan birine askeri harekat durumunda diğerinin tarafsız kalmasını ve birbirlerine saldırmamalarını öngörüyordu.
- 1929'da yenilenen antlaşmaya, komşu devletlerle danışmadan yasal anlaşma yapmama esası eklendi.
- Bu antlaşma, 1945 Mart'ına kadar Türk dış politikasının önemli bir unsuru oldu.
-
Uluslararası İşbirliği:
- Sovyetler Birliği, Türkiye'nin uluslararası işbirliği ve kolektif barış çabalarına katılımında önemli rol oynadı.
- 1928'de Cenevre Silahsızlanma Konferansı hazırlık komisyonuna Sovyet Dışişleri Bakanı Litvinov'un teklifiyle Türkiye davet edildi.
- Türkiye, burada Sovyet tezini destekledi ve 1929'da Briand-Kellog Paktı'na katıldı.
- 1 Nisan 1929'da Litvinov Protokolü'nü de imzaladı.
-
Gerginlikler ve 1930'lar:
- Siyasi ilişkiler iyi olmasına rağmen ticari ilişkiler aynı düzeyde seyretmedi.
- Sovyetler, ticari temsilcilikler aracılığıyla komünist propaganda yapmaya çalıştı, bu durum Türkiye'nin komünizm karşıtı tutumuyla sorun yarattı.
- 1930'larda Türkiye'deki devletçilik politikası ve İsmet Paşa'nın Moskova ziyareti (1932 kredi anlaşması) gibi gelişmeler ilişkileri olumlu etkiledi.
- Ancak Türkiye'nin Montrö sonrası Batılılarla (özellikle İngiltere) yakınlaşması ve dış politikasını Sovyet Rusya tekelinden kurtarması, Moskova tarafından endişeyle karşılandı.
5. Türkiye-İtalya İlişkileri 🇹🇷🇮🇹
İtalya ile ilişkiler, faşist rejimin yayılmacı politikaları nedeniyle inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir.
-
Milli Mücadele Dönemi:
- İtalya, Milli Mücadele yıllarında Anadolu'da maceraya atılmamış ve ticari ilişkiler devam etmiştir.
- 1921 Londra Konferansı'nda TBMM'nin ayrı bir heyetle temsil edilmesinde arabuluculuk yapmış, ancak Bekir Sami Bey ile imzalanan ekonomik imtiyaz anlaşması TBMM tarafından reddedilmiştir.
-
Faşist İtalya ve Yayılmacılık:
- Ekim 1922'de Benito Mussolini liderliğindeki faşistlerin iktidara gelmesiyle İtalya, saldırgan ve yayılmacı bir dış politika izlemeye başladı.
- "Mare Nostrum" (Bizim Deniz) ideolojisiyle Akdeniz ve Anadolu'ya hakim olmayı hedefledi.
- Lozan sonrası İtalya'nın adalarındaki askeri takviyeleri ve Musul meselesinde İngiltere'yi desteklemesi, Türkiye'de güvensizliğe yol açtı.
-
Yakınlaşma ve 1928 Antlaşması:
- Musul anlaşmazlığının sona ermesiyle Türkiye-İtalya ilişkileri düzelme yoluna girdi.
- İtalya'nın Arnavutluk'u nüfuzu altına alması Yugoslavya'da endişe yaratınca, İtalya Küçük Antant'a karşı Türkiye ve Yunanistan ile yakınlaşma arayışına girdi.
- 30 Mayıs 1928'de Türkiye ile İtalya arasında Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalandı.
-
Yeniden Güvensizlik (1930'lar):
- 1930'lardan itibaren İtalya'nın sömürgeci ve yayılmacı amaçlarını açıkça belli etmesi, Türkiye'de yeniden güvensizliğe neden oldu.
- Mussolini'nin 19 Mart 1934'teki "emellerinin Asya ve Afrika olduğu" konuşması, Habeşistan'ı işgali ve Montrö Boğazlar görüşmesine katılmaması bu güvensizliği artırdı.
- Bu durum, Türkiye'nin Batılılarla (özellikle İngiltere) daha sıkı bir işbirliğine girmesine yol açtı.
- İspanya İç Savaşı döneminde Akdeniz'deki denizaltı korsanlığı (İtalyanlar tarafından batırılan ticaret gemileri) uluslararası bir sorun haline geldi. Türkiye, Nyon Konferansı'na katılarak İngiltere'ye destek verdi.
- Siyasi gerginliğe rağmen, bu dönemde iki ülke arasındaki ticari ilişkiler olumlu bir seyir izledi. 📊
Sonuç 💡
Atatürk dönemi Türk dış politikası, ulusal çıkarları koruma, bölgesel barışı tesis etme ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etme ilkeleriyle şekillenmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tam egemenlik sağlanmış, Hatay'ın anavatana katılmasıyla toprak bütünlüğü pekiştirilmiştir. Musul meselesi gibi zorlu sorunlar diplomatik yollarla çözülmüş, Sovyetler Birliği ve Batılı devletlerle dengeli ilişkiler kurularak ülkenin güvenliği sağlanmıştır. Bu dönem, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki saygın konumunu güçlendiren başarılı bir dış politika mirası bırakmıştır.









