Bu çalışma, ders notları ve sesli ders kaydından derlenerek hazırlanmıştır.
🇹🇷 Türkiye'de 1960-1980 Dönemi: Darbeler ve Siyasi Çalkantılar
Giriş
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1960-1980 yılları arası, çok partili hayata geçişin ardından yaşanan sıkıntılı, problemli ve çalkantılı olaylara sahne olmuştur. Bu yirmi yıllık dönem, askeri müdahaleler, siyasi istikrarsızlıklar ve toplumsal gerilimlerle şekillenmiştir. Dünya'daki Soğuk Savaş'ın da etkisiyle iç siyasi hareketlilik artmış, 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan süreç, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle devam etmiştir. Bu dönemde siyasetin sorunları çözme kapasitesi kısıtlanmış, uzlaşmaz tavırlar karmaşayı derinleştirmiştir.
1️⃣ 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi ve Sonrası Gelişmeler
Darbeye Giden Süreç
14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti (DP), başlangıçta ordunun büyük kısmı tarafından desteklenmiştir. Ancak zamanla ordu içindeki tasfiyeler, alt rütbeli subayların rahatsızlıkları ve ekonomik sıkıntılar huzursuzluğu artırmıştır. 1954'ten itibaren örgütlenen cuntalar, DP'nin antidemokratik uygulamaları ve Tahkikat Komisyonu kurarak muhalefetin üzerine gitmesiyle hızla büyümüştür. Öğrenci olaylarının önlenemez boyutlara ulaşması, ordunun müdahale etmesi gerektiği inancını pekiştirmiştir.
Darbenin Gerçekleşmesi ve Millî Birlik Komitesi (MBK)
27 Mayıs 1960 sabahı komuta zinciri dışında harekete geçen ordu, yönetime el koymuştur. Darbe, halktan ve diğer güçlerden direniş görmediği için kısa sürede tamamlanmıştır. DP iktidarını deviren kadro, General Cemal Gürsel liderliğinde 38 kişilik Millî Birlik Komitesi (MBK) çatısı altında toplanmıştır. ✅ TBMM ve hükümet feshedildi. ✅ Siyasi faaliyetler yasaklandı. ✅ Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve diğer DP'li vekiller tutuklanarak Yassıada'ya gönderildi. ✅ Cemal Gürsel, Devlet Başkanı, Başbakan, Başkomutan ve MBK başkanı oldu. Geçici bir anayasa komisyonu oluşturularak askeri yönetimin hukuki çerçevesi belirlenmiştir. MBK, yasama yetkisini doğrudan, yürütme yetkisini ise Bakanlar Kurulu aracılığıyla kullanmıştır. Yargı yetkisi bağımsız bırakılsa da MBK ölüm cezalarını onaylama veya veto etme hakkına sahipti.
MBK'nin Tasfiyeleri
MBK, 1960 yazında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde geniş çaplı bir tasfiye gerçekleştirmiş, 235 general ve binlerce subay emekliye sevk edilmiştir. Bu tasfiyeler, Emekli İnkılap Subaylar (EMİNSU) Derneği'nin kurulmasına ve hatta 24 Aralık 1960'da başarısız bir darbe girişimine yol açmıştır. MBK, EMİNSU Derneği'ni kapatarak bu girişimi bastırmıştır. İkinci büyük tasfiye üniversitelerde yaşanmış, 28 Ekim 1960'da 147 öğretim üyesinin ihracı kamuoyunda şok etkisi yaratmıştır. Yüksek Yargı'da da benzer tasfiyeler yapılmış, Yargıtay, Danıştay ve hakim-savcı kadrolarında önemli değişiklikler olmuştur.
14'lerin Tasfiyesi ve Silahlı Kuvvetler Birliği
MBK içinde iktidarı sivillere devretmek isteyen ılımlılar ile siyasi reformlar yapmak isteyen radikaller arasında görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Alparslan Türkeş liderliğindeki radikal grup olan '14'ler', 13 Kasım 1960'da tasfiye edilerek yurt dışına gönderilmiştir. Bu tasfiyeler, Silahlı Kuvvetler Birliği'nin kurulmasına zemin hazırlamış, bu birlik MBK üzerinde etkili bir güç haline gelmiştir.
Yassıada Yargılamaları ve İdam Kararları
Yassıada yargılamaları 14 Ekim 1960'da başlamış ve 15 Eylül 1961'de kararlar açıklanmıştır. 15 idam kararı çıkmış, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam cezaları onaylanarak infaz edilmiştir. Bu idamlar, Türkiye'deki siyasi ayrışmayı derinleştirmiştir. ⚠️ Önemli Not: Yargılamalar sırasında "Köpek Davası" ve "Bebek Davası" gibi özel hayatı ilgilendiren konular da gündeme gelmiştir.
2️⃣ Sivil Siyasete Geçiş Çabaları ve Yeni Oluşumlar (1961-1965)
1961 Anayasası ve Kurucu Meclis
27 Mayıs darbesinin ardından yeni bir anayasa hazırlığına başlanmış, üniversite öğretim üyelerinin katılımıyla bir Anayasa Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonun önerisiyle bir Kurucu Meclis oluşturulmuştur. 6 Ocak 1961'de çalışmalarına başlayan Kurucu Meclis, Milli Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi olmak üzere iki yapıdan oluşmuştur. Kurucu Meclis, yeni anayasa ve seçim yasasını hazırlamakla görevlendirilmiştir. 📚 1961 Anayasası: Bireysel hak ve özgürlükleri genişletmiş, Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Senatosu gibi kurumlar oluşturulmuştur. Ancak aynı zamanda askeri vesayetin taşıyıcısı Milli Güvenlik Kurulu gibi yapılar da anayasada yer almıştır. 9 Temmuz 1961'de halkoyuna sunulan anayasa, yüzde 61.5 evet oyuyla kabul edilmiştir.
Yeni Siyasi Partiler ve İlk Seçimler
MBK, 13 Ocak 1961'de siyasi partilerin faaliyetlerine sınırlı ölçüde izin vermiştir. Bu dönemde:
- Adalet Partisi (AP): Ragıp Gümüşpala liderliğinde merkez sağda kuruldu.
- Yeni Türkiye Partisi (YTP): Ekrem Alican liderliğinde kuruldu.
- Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP): Osman Bölükbaşı liderliğinde faaliyet gösterdi.
- Türkiye İşçi Partisi (TİP): Avni Erakalın liderliğinde, Türkiye'nin ilk güçlü sosyalist partisi olarak kuruldu. 15 Ekim 1961'de yapılan ilk genel seçimlerde hiçbir parti tek başına çoğunluğu elde edememiş, CHP yüzde 36.7, AP yüzde 34.7 oy almıştır. Bu durum, Türkiye'de ilk koalisyon hükümetlerinin kurulmasına yol açmıştır.
Silahlı Kuvvetlerde Hareketlilik ve Talat Aydemir Olayları
Seçim sonuçları, askeri çevrelerde rahatsızlık yaratmış ve Talat Aydemir liderliğindeki bir grup subay, seçimlerin iptali ve askeri cunta rejimi kurulması yönünde girişimlerde bulunmuştur. 21 Ekim 1961'de imzalanan '21 Ekim Protokolü' ile darbe planlanmış, ancak Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın müdahalesiyle engellenmiştir. Albay Talat Aydemir, 22 Şubat 1962 ve 20-21 Mayıs 1963 tarihlerinde iki başarısız darbe girişiminde bulunmuş, ikinci girişiminin ardından idam edilmiştir.
Sol ve Liberal Çevrelerde Canlanma
1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlükçü ortam, sol ve liberal çevrelerde canlanmaya yol açmıştır.
- Forum Dergisi: DP'nin antidemokratik uygulamalarına karşı Batılı standartlarda demokrasiyi savundu.
- Yön Dergisi: Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal gibi isimler tarafından çıkarıldı. "Kapitalist olmayan kalkınma yolu"nu ve ordunun desteğini savundu.
- Türkiye İşçi Partisi (TİP): İşçi sınıfının siyasallaşmasında önemli rol oynadı.
- Millî Demokratik Devrim (MDD): Mihri Belli liderliğinde, Türkiye'nin sosyalist değil, milli demokratik devrime ihtiyacı olduğunu savundu.
İşçi ve Öğrenci Hareketleri
Bu dönemde sendikalaşma ve grev hakkı anayasal güvence altına alınmış, işçi eylemlerinde belirgin bir yükseliş yaşanmıştır (örn. Sümerbank işçilerinin yürüyüşü, Kavel grevi). Öğrenci hareketleri de 27 Mayıs sonrası gençliğin "mit" haline gelen olaylarla başlamış, sağcı (Komünizmle Mücadele Dernekleri, Ülkü Ocakları) ve solcu (Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç) öğrenci örgütlenmeleri güçlenmiştir.
Dış Politika Gelişmeleri
- Küba Krizi (1962): Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin Sovyet füzeleri karşılığında kaldırılması gündeme gelmiş, Türkiye'nin pazarlık konusu olması rahatsızlık yaratmıştır.
- Kıbrıs Olayları (1963-1964): Rumların Türklere yönelik saldırıları ve Makarios'un Zürih Antlaşması'nı feshetmesi gerilimi tırmandırmıştır.
- Johnson Mektubu (1964): ABD Başkanı Johnson'ın Türkiye'ye gönderdiği mektup, Kıbrıs'a müdahale durumunda ABD'nin NATO envanterindeki askeri malzemelerin kullanılamayacağını belirtmesiyle Türk-ABD ilişkilerinde krize yol açmıştır.
3️⃣ Adalet Partisi İktidarı ve 12 Mart Muhtırası (1965-1971)
1965 Seçimleri ve AP İktidarı
1965 genel seçimleri sonucunda Adalet Partisi (AP) yüzde 52.9 oy oranıyla tek başına iktidara gelmiştir. Süleyman Demirel'in liderliğindeki AP hükümeti, ekonomik sorunlara öncelik vermiş ve 'millî irade' kavramını vurgulayarak askeri vesayetle mücadele etmiştir.
CHP'de "Ortanın Solu" ve Ayrışmalar
Bu dönemde CHP, 'ortanın solu' söylemiyle sosyal demokrat bir programa yönelmiş, Bülent Ecevit'in yükselişiyle parti içinde değişimler yaşanmıştır. 1967'de Turhan Feyzioğlu ve 47 arkadaşı CHP'den ayrılarak Güven Partisi'ni kurmuştur.
Kıbrıs Sorunu ve Gerginlikler
1967 yılında Kıbrıs'ta olaylar yeniden patlak vermiş, Yunanistan ile savaş ihtimali doğmuş, ancak NATO ve ABD'nin araya girmesiyle geçici olarak çözülmüştür.
Partilerde Ayrışmalar ve Yeni Partiler
1969 genel seçimlerine doğru siyasi hayatta yeni partiler ortaya çıkmıştır:
- Birlik Partisi (BP): Alevilerin siyasal örgütü olarak kuruldu.
- Güven Partisi (GP): CHP'den ayrılan Turhan Feyzioğlu ve arkadaşları tarafından kuruldu.
- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): CKMP, Alparslan Türkeş liderliğinde ideolojik dönüşüm geçirerek 1969'da MHP adını aldı.
1969 Seçimleri ve Artan Gerilimler
1969 seçimlerinde AP tekrar birinci parti olmuş, ancak parti içindeki huzursuzluklar ve muhalefet artmıştır. Necmettin Erbakan liderliğinde Millî Nizam Partisi (MNP) kurulmuş, AP içindeki muhalifler ise Demokratik Parti'yi kurarak Demirel'in meclis çoğunluğunu kaybetmesine neden olmuştur. Siyasetteki istikrarsızlık ve ekonomik kötü gidişat, 1970'te devalüasyon ve işçi hareketlerinin (15-16 Haziran olayları) artmasıyla derinleşmiştir.
12 Mart 1971 Muhtırası
Bu ortamda ordu içinde müdahale fikri yeniden gündeme gelmiş, Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç liderliğindeki kuvvet komutanları 12 Mart 1971'de bir muhtıra yayımlayarak hükümeti istifaya zorlamıştır. Başbakan Demirel istifa etmiş, 11 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir.
4️⃣ 12 Mart 1971 Muhtırasından 1980 Askerî Darbesine Kadar Türkiye
Ara Rejim Hükûmetleri
12 Mart Muhtırası sonrası dönemde, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Nihat Erim'i hükümeti kurmakla görevlendirmiştir.
- Nihat Erim Hükûmetleri: "Anarşiyi durdurmak" amacıyla baskıcı uygulamalara girişmiş, MNP ve TİP kapatılmış, 1961 Anayasası'nın özgürlükçü maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
- Öğrenci Liderlerinin Yargılanması ve İdamları: Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi öğrenci liderleri tutuklanmış, yargılanmış ve idam edilmiştir.
- Ferit Melen ve Naim Talu Hükûmetleri: Bu dönemde de sıkıyönetim devam etmiş, cumhurbaşkanlığı seçimi krizi yaşanmış ve Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçilmiştir.
1973 Seçimleri ve Koalisyon Dönemi
1973 seçimlerinde CHP birinci parti çıkmış, ancak tek başına iktidar olamamıştır. Uzun süren pazarlıklar sonucunda CHP-MSP koalisyonu kurulmuş, Bülent Ecevit Başbakan, Necmettin Erbakan Başbakan Yardımcısı olmuştur. Bu koalisyon, laiklik hassasiyeti nedeniyle şaşkınlık yaratmıştır.
Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)
CHP-MSP koalisyonu döneminde, 15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askeri cuntanın desteğiyle Kıbrıs'ta darbe yapılması üzerine Türkiye, 20 Temmuz ve 14 Ağustos 1974'te iki aşamalı Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmiş ve adanın yaklaşık %40'ını kontrol altına almıştır.
Hükûmet Krizleri ve Milliyetçi Cephe Hükûmetleri
Kıbrıs Harekâtı sonrası Ecevit'in erken seçim kararı, siyasi tıkanıklığa ve uzun süreli hükümet krizlerine yol açmıştır. Bu dönemde Süleyman Demirel liderliğinde I. ve II. Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri (AP, MSP, MHP ve CGP'den oluşan) kurulmuştur. Ancak bu dönemde de siyasi şiddet ve ekonomik sorunlar artarak devam etmiştir (örn. 1 Mayıs 1977 olayları, Yahya Demirel'in hayali ihracat vakası).
Artan Şiddet, Siyasi Cinayetler ve Ekonomik Bunalım
1977 seçimleri sonrası yine koalisyonlar dönemi başlamış, Bülent Ecevit'in azınlık hükümeti 'Güneş Motel Olayı' ile kurulmuştur. Ancak terör olayları, siyasi cinayetler (Nihat Erim, Kemal Türkler), etnik ve dini çatışmalar (Çorum Olayları) ve ekonomik kriz (devalüasyon, karaborsa) ülkeyi iç savaş ortamına sürüklemiştir.
Cumhurbaşkanlığı Krizi ve 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi
Yeni cumhurbaşkanının seçilememesiyle siyasi kriz derinleşmiş, meclis 115 tur oylama yapmasına rağmen aday seçememiştir. Ordu üst yönetimi, 6 Eylül 1980'deki Konya Mitingi'ni 'irtica tehdidi' olarak algılamıştır. Sonuç olarak, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki ordu, 12 Eylül 1980'de askeri müdahaleyle yönetime el koymuştur.
Sonuç
Türkiye'nin 1960-1980 dönemi, çok partili siyasi hayatta yaşanan derin krizlerin, askeri müdahalelerin ve toplumsal kutuplaşmanın belirleyici olduğu bir süreç olmuştur. Bu yirmi yıl, demokratik kurumların zayıfladığı, siyasi istikrarsızlığın kronikleştiği ve askeri vesayetin etkisini artırdığı bir dönem olarak Türk siyasi tarihine damgasını vurmuştur. Darbeler ve muhtıralar, siyasi aktörlerin uzlaşmazlıkları ve dış dinamiklerin etkisiyle birleşerek ülkeyi çalkantılı bir sürece sokmuştur.









