Aşağıdaki çalışma materyali, "İKT402U-TÜRKİYE EKONOMİSİ" dersinin çeşitli ünitelerinden (Ders Notları ve Ses Kaydı Transkripti) derlenerek hazırlanmıştır.
Türkiye Ekonomisi: Temel Özellikler, Gelişim ve Yapısal Dönüşümler
Giriş
Bu çalışma materyali, Türkiye ekonomisinin temel özelliklerini, dünya ekonomisindeki yerini, tarihsel gelişimini, sektörel dönüşümlerini, kamu maliyesini, finansal yapısını ve karşılaştığı ekonomik krizler ile uygulanan istikrar politikalarını kapsamaktadır. Bir ülke ekonomisini değerlendirirken, sahip olduğu tüm kaynaklar ve potansiyeller dikkate alınmalıdır.
1. Türkiye Ekonomisinin Temel Özellikleri ve Dünya Ekonomisindeki Yeri
1.1. Coğrafi Konum ve Doğal Kaynaklar
Türkiye, 783.577 km² yüzölçümüyle dünyanın 37. büyük ülkesidir. 🌍 Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında stratejik bir konumda yer alır. Ülke topraklarının yaklaşık %97'si Asya, %3'ü ise Avrupa kıtasındadır. İklimsel olarak yarı kurak özellikler gösterir; Karadeniz, Akdeniz ve karasal iklim tipleri görülür.
Doğal kaynaklar açısından, ticareti yapılan 90 çeşit madenden sadece 13'ü Türkiye'de bulunmazken, 50 çeşit maden açısından zengin veya çok zengin kabul edilmektedir. 📊 Özellikle dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73'ü Türkiye'dedir. Ancak birincil enerji talebinin %74'ü yurt dışından karşılanmaktadır. ⚠️ Türkiye, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m³ civarında olup, su azlığı yaşayan bir ülkedir.
1.2. Nüfus ve Demografik Yapı
Nüfus, bir ülkenin işgücü arzını, toplam tüketimini ve birçok ekonomik-sosyal değişkeni etkiler. Cumhuriyet döneminde nüfus artışı teşvik edilmiş, ancak eğitim seviyesindeki artış, kentleşme ve kadınların işgücüne katılımı gibi sosyoekonomik faktörler çocuk sayısının azalmasında etkili olmuştur. ✅ 1927'de %10 olan okuryazarlık oranı 2017'de %97'ye yükselmiştir.
1.3. İşgücü Piyasası ve Sosyal Güvenlik
Aktif nüfus, 15-64 yaş arasındaki bireylerden oluşur ve ülkenin işgücü arzını belirler. 📚 İşgücüne katılma oranı (İKO), nüfusun işgücü olan kısmının kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfusa oranıdır. Türkiye'de işsizlik 1980'lerden bu yana önemli bir sorun olmuş, işsizlik oranları %6,5'in altına indirilememiştir. 📈 İşgücüne katılma oranı gelişmiş ülkelere göre düşüktür (2017'de Türkiye %52,8 iken, AB %73). Özellikle kadınların işgücüne katılımı düşüktür.
Sosyal güvenlik sistemi Osmanlı'dan günümüze evrilmiş, 2006'da Emekli Sandığı, SSK ve BAĞ-KUR, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında toplanmıştır. ✅
1.4. Tasarruf Eğilimi ve Bölgesel Kalkınma
Türkiye'de yurt içi tasarrufların GSYH'ye oranı dalgalı bir seyir izlemiş, 1989-2017 döneminde azalma eğiliminde olmuştur. Türkiye, orta-yüksek gelirli ülkelerin tasarruf oranlarının altındadır ve kronik tasarruf açığı yaşamaktadır. 💡 Bölgeler arası sosyoekonomik gelişmişlik farklılıkları önemli olup, göç hareketlerini tetiklemektedir.
1.5. Dünya Ekonomisindeki Yeri
Türkiye, IMF 2017 verilerine göre 851,5 milyar dolar GSYH ile dünyanın 17. büyük ekonomisidir. Nüfus büyüklüğü bakımından ise 19. ülkedir. 📊 UNDP'nin 2017 verilerine göre Türkiye, insani gelişmişlikte 178 ülke arasında 64. sırada olup, "yüksek insani gelişme" grubunda yer almaktadır. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 Küresel Rekabetçilik Endeksi'nde 140 ekonomi arasında 61. sıradadır.
2. Ekonomik Büyüme ve Sektörel Dönüşümler
2.1. GSYH ve Büyüme Dönemleri
Türkiye ekonomisi, tarihsel süreçte istikrarsız bir büyüme görünümü sergilemiştir.
- 1923-1960 Dönemi: Cumhuriyetin ilk 10 yılında özel girişimcilik esas alınmış, ancak 1930'larda devletçilik politikalarına yönelinmiştir. 1️⃣ Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934) ile temel malların yurt içinde üretilmesi hedeflenmiştir. 1950-1960 dönemi tarım ağırlıklı liberal politikalarla geçmiş, ancak makroekonomik dengesizlikler ve 1958 döviz krizi yaşanmıştır.
- Planlı Kalkınma Dönemi (1961-1980): 2️⃣ Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuş, sanayi lokomotif sektör olarak belirlenmiş ve ithal ikameci sanayileşme stratejisi uygulanmıştır.
- Dışa Açılma ve İhracata Dayalı Sanayileşme Dönemi (1980 Sonrası): 3️⃣ 24 Ocak 1980 Kararları ile ithal ikameci sanayileşmeden vazgeçilerek dışa açık, ihracata ve özel sektöre dayalı bir model benimsenmiştir. 1996'da AB ile Gümrük Birliği'nin tamamlanması önemli bir adımdır.
Türkiye, Dünya Bankası sınıflandırmasına göre üst-orta gelir grubunda yer almaktadır. 2001-2023 dönemini kapsayan "Vizyon 2023" ile yıllık ortalama %7 büyüme ve kişi başına gelirin AB ülkeleri düzeyine yaklaştırılması hedeflenmiştir.
2.2. Gelir Dağılımı ve Yoksulluk
Kapsayıcı büyüme, ulusal gelir artışından ortaya çıkan fayda ve fırsatların toplumun farklı kesimlerine dengeli şekilde dağıtıldığı ekonomik büyümedir. 📚 Gelir dağılımı, bir ekonomide belli bir dönemde yaratılan gelirin kişiler, toplumsal gruplar ve üretim faktörleri arasında bölüşülmesini ifade eder. Gini katsayısı, gelir eşitsizliği göstergelerinden biridir; sıfıra yaklaştıkça eşitsizlik azalır, 1'e (veya 100'e) yaklaştıkça artar. Türkiye'de 2017 yılı için Gini katsayısı 0,426 (Eurostat) veya 0,419 (Dünya Bankası) olup, AB ortalamasının üzerindedir. 📊 Yoksulluk, insanların temel gereksinimlerini karşılayamama durumudur.
- Mutlak yoksulluk: Hanehalkı veya bireyin yaşamını sürdürebilecek asgari refah düzeyini yakalayamamasıdır (örn. Dünya Bankası'na göre günlük 1,90$ gelir sınırı).
- Göreli (nispi) yoksulluk: Bireylerin, toplumun ortalama refah düzeyinin belli bir oranının altında olmasıdır.
- Açlık sınırı: Temel gıda maddeleri sepetinin maliyeti.
- Yoksulluk sınırı: Temel gıda, giyim, barınma, ulaşım gibi tüm gereksinimleri karşılayabilme maliyeti. Eğitim seviyesi arttıkça yoksulluk oranları düşmektedir.
3. Kamu Ekonomisi ve Maliye Politikaları
3.1. Kamu Ekonomisinin Temelleri
Kamu ekonomisi, devletin harcamaları, gelirleri ve borçları ile ilgili uygulamaları inceler. 📚
- Tam kamusal mal/hizmet: Birlikte ve eşit biçimde tüketilen, tüketimi azaltmayan mal ve hizmetler (örn. savunma).
- Yarı kamusal mal/hizmet: Topluma dışsal fayda sağlarken kişilere de özel fayda sağlayan mal ve hizmetler (örn. eğitim, sağlık). Kamu harcamaları ile kamu gelirleri arasındaki fark, harcamalar yüksekse kamu açığı oluşturur ve borçlanma ile karşılanır. ⚠️
3.2. Kamu Harcamaları ve Gelirleri
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kamu harcamalarının GSYH'ye oranı artış eğilimindedir. 📈 1990'lı yıllar ve 2001 krizi döneminde kamu açıkları maksimum seviyeye ulaşmıştır. Kamu harcamaları idari, işlevsel ve ekonomik olarak sınıflandırılır. Kamu gelirlerinin en önemlisi vergi gelirleridir. Türkiye'de vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı artarken, dolaysız vergilerin (örn. gelir vergisi) payı düşmüştür. Bu durum gelir dağılımını olumsuz etkilemektedir. ⚠️
3.3. Bütçe ve Mali Yönetim
Türkiye'de kamu mali yönetimi 2006 yılından itibaren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na göre yürütülmektedir. ✅ Bu kanunla bütçenin kapsamı genişletilmiş, stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme benimsenmiştir.
3.4. İç Borçlanma ve Borç Yönetimi
Devlet, kaynak ihtiyacını vergi veya borçlanma yoluyla karşılar. Türkiye'de 1980 sonrası kamu açıkları ağırlıklı olarak iç borçlanmayla karşılanmıştır. 📈 Borç yönetiminde temel amaç, faiz oranları, döviz kurları ve likidite dalgalanmalarını minimum düzeyde etkileyecek sürdürülebilir bir borç yüküne sahip olmaktır. Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (KKBG), bütçe açığı göstergesi olarak kullanılır ve 2001'de GSYH'ye oranı %12'ye yükselmiş, 2002 sonrası sıkı maliye politikalarıyla önemli ölçüde azalmıştır.
3.5. Özelleştirme
Özelleştirme, kamu mülkiyetindeki ekonomik kuruluşların (KİT'lerin) yönetim ve mülkiyetinin özel sektöre devredilmesidir. 💡 Türkiye'de özelleştirme çalışmaları 1980 sonrası başlamış, 1994'te 4046 sayılı Kanun ile kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Amaç, rekabete dayalı piyasa ekonomisi oluşturmak, KİT finansman yükünü azaltmak ve sermaye piyasasını geliştirmektir.
4. Temel Sektörlerde Gelişmeler I: Tarım Sektörü
4.1. İşlev ve Özellikler
Tarım sektörü, insanların besin gereksinimlerini karşılar, sanayiye hammadde sağlar ve istihdam yaratır. 📚 Ancak iklim şartlarına bağımlılık, mevsimsellik, dağınık üretim alanları ve istikrarsız ürün fiyatları gibi kendine özgü özellikleri vardır.
4.2. Yapısal Sorunlar
Türkiye'de tarım arazilerinin küçük ve parçalı yapısı ile işletme büyüklüklerinin düşüklüğü (ortalama 6,1 hektar, AB-27 ortalaması 12,6 hektar) önemli yapısal sorunlardır. ⚠️
4.3. Üretim Yapısı ve Dağılımı
2017'de toplam tarımsal üretim değerinin %42'si bitkisel, %58'i hayvansal üretime aittir. 📊 Bitkisel üretimde tahıllar (buğday, arpa, mısır), sebzeler (domates, karpuz) ve meyveler (turunçgiller) önemli yer tutar. Hayvansal üretimde sığır, koyun, keçi ve kümes hayvanları öne çıkar. Su ürünleri üretimi ise zamansız ve yanlış avcılık nedeniyle istikrarsızdır.
4.4. Ekonomik Katkı
Tarım sektörünün GSYH içindeki payı 2000'de %10,1 iken, 2017'de %6,1'e gerilemiştir. 📈 Tarımsal istihdamın payı ise %36'dan %19,4'e düşse de gelişmiş ülkelere göre hala yüksektir. Tarımsal ihracat artmasına rağmen, toplam ihracat içindeki payı azalmıştır.
4.5. Tarımsal Destekleme Politikaları ve AB Uyum
Türkiye'de tarım politikaları, üretici ve tüketicileri korumak, kalkınmayı hızlandırmak ve rekabet gücünü artırmak amacıyla uygulanır. Destekler gelir, fiyat ve diğer destekler olarak sınıflandırılır. ✅ AB Ortak Tarım Politikası (OTP) ile Türkiye'nin tarım politikaları arasında demografik farklılıklar, destekleme sistemlerinin yapısı ve üretici örgütlenmesi gibi konularda farklılıklar bulunmaktadır.
5. Temel Sektörlerde Gelişmeler II: Sanayi Sektörü
5.1. Tarihsel Gelişim
Sanayileşme, ekonomik gelişme ile doğrudan ilişkilidir.
- Osmanlı Dönemi: Tarım ağırlıklı ekonomi nedeniyle sanayi geri planda kalmıştır. Lonca örgütlenmeleriyle çinicilik, dokumacılık gibi alanlarda ilerleme kaydedilmiştir.
- Cumhuriyetin İlk Yılları: 1️⃣ İzmir İktisat Kongresi (1923) ile sanayileşme vurgusu yapılmış, Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927) ile özel sektöre teşvikler verilmiştir.
- Devletçi Sanayileşme Yılları (1930'lar): 2️⃣ 1930'lu yıllarda devletçilik ilkesi benimsenerek planlı sanayileşme hedeflenmiştir. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934-1938) ile ithal ikamesi amaçlanmıştır.
- Liberal Döneme Geçiş (1940'lar Sonrası): II. Dünya Savaşı sonrası liberal politikalara geçilmiş, özel sektörün önemi artmıştır.
- Planlı Dönem (1960-1980): 3️⃣ Sanayiye dayalı büyüme temel amaç olmuş, ithal ikameci politikalar izlenmiştir.
- 1980 Sonrası Dönem: 24 Ocak Kararları ile ihracata dönük sanayileşme stratejisi benimsenmiş, imalat sanayisi hızla gelişmiştir.
5.2. Sanayide Yapısal Değişim
İmalat sanayisi, bir ülkenin gelişme sürecindeki temel göstergelerden biridir. Türkiye, 2015 yılında imalat sanayisi katma değeriyle dünyada 16., Avrupa'da ise 6. sıraya yükselmiştir. 📊 Madencilik ve enerji sektörleri de sanayinin önemli alt bileşenleridir. Türkiye'nin enerji talebi büyümekte olup, birincil enerji talebinin yaklaşık dörtte üçü dış kaynaklardan sağlanmaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımları teşvik edilmektedir.
5.3. Sanayi Sektöründe Sorunlar
Türkiye sanayisi, küresel rekabetçilik endeksinde gerileme, yüksek ve orta teknoloji yoğun ürünlerde düşük pay, dışa bağımlılık, Ar-Ge eksikliği, nitelikli işgücü yetersizliği ve 4. Sanayi Devrimi bileşenlerinde geride kalma gibi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. ⚠️
6. Temel Sektörlerde Gelişmeler III: Hizmetler Sektörü
6.1. Kapsam ve Önemi
Hizmetler sektörü, günümüz ekonomilerinde önemli bir üretim ve istihdam kaynağıdır. Maddi bir yapısı olmaması, depolanamaması ve üretici-tüketici etkileşimi gibi özellikleri vardır. 📚 Türkiye ekonomisinde hizmetler sektörünün payı yıllar içerisinde artış göstermiş, 2017 yılında sektörel payı %72,5'e, istihdam içindeki payı ise %54,1'e yükselmiştir. 📈
6.2. Alt Sektörler
- Ticaret Sektörü: Ulusal gelire katkı açısından en hızlı gelişen alt sektördür.
- Ulaştırma Sektörü: Kara, hava, deniz ve demiryolları taşımacılığını kapsar. Karayolları yük taşımacılığında ağırlığını korurken, demiryollarında Yüksek Hızlı Trenler (YHT) ile önemli gelişmeler yaşanmıştır. Denizyolu taşımacılığı dış ticarette büyük rol oynar ve Kabotaj hakkı (1926) önemli bir başarıdır. Havayolu taşımacılığı gelişmiş, boru hatları (BTC, Mavi Akım, TANAP, TürkAkım) enerji güvenliğinde stratejik öneme sahiptir. ✅
- Haberleşme Sektörü: Cumhuriyet döneminde PTT ile başlayan hizmetler, Türk Telekom'un özelleştirilmesi ve bağımsız düzenleyici kurumların kurulmasıyla modernleşmiştir.
- İnşaat ve Müteahhitlik Hizmetleri: Emek-yoğun bir sektör olup, diğer sanayi kollarını tetikler. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri 1970'lerden sonra hızla gelişmiştir (Rusya, Türkmenistan, Libya en fazla iş alınan ülkeler). 💡
- Turizm Sektörü: Dinlenme, eğlence ve tanıma amaçlı gezileri kapsar. Türkiye ekonomisi için önemli bir sektör olup, dış ödemeler dengesine net katkı sağlar (2017'de 24 milyar dolar gelir). 📈 Türkiye, dünya turizm pazarında turist girişleri açısından 7., turizm gelirleri açısından ise 10. sıradadır.
7. Finansal Yapı, Krizler ve Ekonomik İstikrar Kararları
7.1. Finansal Sistem ve Bankacılık Sektörü
Finansal sistem, para ve sermaye piyasalarını, Merkez Bankası'nı ve bankacılık sektörünü içerir. 📚 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1932'de faaliyete başlamış olup temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. ✅ Görevleri arasında açık piyasa işlemleri, kur rejimini belirleme, rezerv yönetimi ve banknot ihracı yer alır. Bankacılık sektörü; mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları gibi farklı türleri içerir.
7.2. Türk Bankacılık Sektörünün Yapısı (2002 Sonrası)
2001 krizi sonrası "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" ile Türk bankacılık sektörü önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Banka sayısı azalırken (59'dan 52'ye), şube ve çalışan sayısı artmıştır. 📈 Yabancı sermayeli bankaların payı yükselmiştir. Kredilerin toplam aktifler içindeki payı %23'ten %61'e yükselirken, mevduatların ortalama vadesinin kısa olması sürdürülebilir büyüme açısından bir sorun teşkil etmektedir. ⚠️
7.3. Ekonomik Krizler ve İstikrar Politikaları
Ekonomik istikrarsızlıklar; dünya ekonomisindeki gelişmeler, politik istikrarsızlıklar ve yanlış makroekonomik politikalar gibi nedenlerle ortaya çıkar. ⚠️ Kriz Türleri:
- Reel Krizler: Mal ve hizmet piyasalarındaki dengesizlikler (enflasyon, durgunluk).
- Finansal Krizler: Finansal piyasalardaki büyük çaplı dalgalanmalar (borç, borsa, para, bankacılık krizleri). 📚
- Borç Krizleri: Ülkenin iç veya dış borçlarını ödeyememe durumu (örn. Avrupa Borç Krizi).
- Borsa Krizleri: Menkul kıymet borsalarındaki aşırı dalgalanmalar (örn. 1929 Dünya Bunalımı).
- Para Krizleri: Ulusal paranın değerindeki büyük çaplı dalgalanmalar.
- Bankacılık Krizleri: Banka paniği şeklinde başlayıp sistemik hale gelen bunalımlar. İstikrar Politikaları: Fiyat istikrarı ve tam istihdamı sağlamayı amaçlar. Ortodoks (sıkı para, sıkı maliye, sabit kur) ve heterodoks politikalar olarak ikiye ayrılır.
7.4. Türkiye'deki Ekonomik İstikrar Programları
Türkiye tarihinde birçok ekonomik kriz ve istikrar programı deneyimlemiştir:
- 1958 İstikrar Kararları: Yüksek büyüme sonrası artan dış ticaret açığı ve döviz sıkıntısına karşı alınmıştır.
- 1970 İstikrar Kararları: Dış ticaret açığı, döviz sıkıntısı ve enflasyona karşı uygulanmıştır.
- 24 Ocak 1980 Kararları: İthal ikameci sanayileşmeden ihracata dayalı modele geçişi simgelemiş, kapsamlı bir programdır. 1️⃣
- 5 Nisan 1994 Kararları: Yüksek enflasyon ve finansal istikrarsızlığa karşı uygulanmıştır.
- 9 Aralık 1999 Enflasyonla Mücadele Programı: Yüksek kamu açıkları ve enflasyona karşı IMF destekli program.
- Şubat 2001 Krizi ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı: 2️⃣ Aşırı kırılgan piyasalar ve bankacılık krizine karşı Merkez Bankası'nın temel amacını fiyat istikrarı olarak belirlemiş, bankacılık sektörü yeniden yapılandırılmıştır.
- 2008 Küresel Mali Krizi: 3️⃣ ABD'de başlayan ipotekli konut kredisi krizi tüm dünyaya yayılmıştır. TCMB, finansal istikrarı korumak amacıyla faiz oranlarını düşürme ve zorunlu karşılık oranlarını yükseltme gibi önlemler almıştır. Hükümet de vergi indirimleri ve KOBİ'lere kredi destekleri gibi maliye politikası ve üretim teşvikleri uygulamıştır. ✅
8. Dış Ekonomik İlişkiler
8.1. Ödemeler Bilançosu
Ödemeler bilançosu, bir ülkenin yabancı ülkelerle yaptığı tüm ekonomik faaliyetleri kaydeden istatistiki bir belgedir. 📚 İki temel hesabı vardır:
- Cari İşlemler Hesabı: Mal ve hizmet ticareti, gelir ve transferleri kaydeder.
- Finans Hesabı: Doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, krediler ve rezerv varlıkları gibi dış finansal varlık ve yükümlülük hareketlerini kapsar. Net hata ve noksan kalemi, kayıt eksiklikleri nedeniyle oluşan farkları gösterir.
8.2. Cari İşlemler Hesabı ve Dış Ticaret Açığı
Türkiye ekonomisinde cari işlemler hesabındaki açığın temel kaynağı dış ticaret işlemlerinden (mal dengesinden) doğan açıktır. ⚠️
- Osmanlı Dönemi: İhracatı engelleyici, ithalatı artırıcı bir dış ticaret anlayışı vardı.
- Cumhuriyetin İlk Yılları: Lozan Antlaşması'nın kısıtlamaları sonrası 1929'dan itibaren gümrük vergileri yükseltilerek yerli üretim korunmuştur.
- 1980 Sonrası: İhracata dayalı kalkınma stratejisi benimsenerek sanayi ürünlerinin ihracattaki payı artırılmıştır. Türkiye'nin dış ticaret hacmi önemli seviyelere ulaşmış, ancak ihracatın ithalatı karşılama oranı istisnalar hariç %75'lerin üzerine kalıcı olarak çıkamamıştır. 📈 İthalatın büyük bir kısmı sermaye ve ara mallarından oluşmakta, bu da yerli üretimin dışa bağımlılığını göstermektedir.
8.3. Dış Borçlar
Türkiye, kronik tasarruf açığı yaşayan bir ülke olduğu için dış kaynaklara bağımlıdır. 📈 Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan dış borçlar Cumhuriyet döneminde Türkiye tarafından ödenmiştir. Türkiye, 2002'den itibaren borç yönetiminde sürdürülebilirlik ve şeffaflık ilkelerini benimsemiştir.
8.4. Döviz Piyasası
Döviz piyasası, döviz arz ve talebinin karşılaştığı piyasadır. Döviz kuru, bir ülke parasının diğer ülke paraları cinsinden fiyatıdır. 📚 Döviz kuru, dış ticaretin artırılmasında önemli bir araçtır. Türkiye, 1980'li yıllara kadar sabit kur rejimi uygularken, 1980 sonrası serbestleşme adımları atmış ve 1990'da Türk lirası uluslararası konvertibl ilan edilmiştir. 2001 krizi sonrası ise dalgalı kur sistemine geçilmiş, Merkez Bankası aşırı dalgalanmalara müdahale yetkisini kullanmıştır. 📈 Para ikamesi, kriz dönemlerinde ulusal paradan yabancı paraya yönelmeyi ifade eder.









