Bu çalışma materyali, "Türkiye Klinikleri J Psychol-Special Topics 2017;2(1):30-44" makalesinden alınan metinler ve bir ders kaydının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
📚 Psikolojik Değerlendirme: Gelişimsel Dönemler ve Klinik Uygulamalar
Giriş: Psikolojik Değerlendirmeye Genel Bakış
Psikolojik değerlendirme, bireylerin ruhsal sağlığını ve işlevselliğini anlamak için kritik bir süreçtir. Özellikle bebek, çocuk ve ergen gibi gelişimsel dönemlerdeki bireylerin değerlendirilmesi, kendine özgü dinamikleri ve zorlukları barındırır, bu nedenle özel bir yaklaşım gerektirir. Bu materyal, gelişimsel dönemlerdeki değerlendirmenin önemini, kullanılan yöntemleri, klinisyenin rolünü ve psikotanısal değerlendirmenin temel unsurlarını detaylandırmaktadır.
1️⃣ Gelişimsel Dönemlerde Değerlendirme
Gelişimsel dönemlerde yapılan psikolojik değerlendirmeler, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmalıdır. Bu süreç, çok yönlü bilgi toplama ve farklı tekniklerin kullanımını zorunlu kılar.
1.1. Çoklu Bilgi Kaynakları ve Yöntemler ✅
Bebek, çocuk ve ergenlerin klinik değerlendirmesi için birden çok bilgi kaynağına başvurulur:
- Bireyin Kendisi: Özellikle ergenler ve büyük çocuklar.
- Ebeveynler ve Bakım Verenler: Çocuğun davranışları, geçmişi ve aile dinamikleri hakkında önemli bilgiler.
- Eğitimciler: Öğretmenler ve okul psikolojik danışmanları, çocuğun okul ortamındaki uyumu ve performansı hakkında gözlemler sunar.
- Sağlık Profesyonelleri: Çocuk doktorları ve hastane kayıtları, tıbbi geçmiş ve fiziksel sağlık durumu hakkında bilgi sağlar.
- Önceki Klinisyenler: Daha önceki değerlendirmeler ve tedavi süreçleri hakkında bilgi.
- Aile İçi Etkileşim Gözlemleri: Aile dinamikleri ve iletişim örüntüleri hakkında doğrudan gözlem.
- Standart Değerlendirme Araçları: Gelişimsel testler, anketler ve ölçekler.
1.2. Değerlendirme Süreci ve Görüşme Sırası 💡
- Çocuğun problemleri gelişimsel bir çerçeve içinde değerlendirilmelidir.
- Klinisyen, aile ve çocuğu ayrı ayrı veya birlikte değerlendirebilir.
- İlk görüşmede kiminle başlanacağı, genellikle çocuğun yaşı referans alınarak belirlenir.
- Ergenler ilk görüşmeye mutlaka dahil edilmelidir.
1.3. Çocuklarla Görüşmenin Özellikleri ve Zorlukları ⚠️
Çocuklarla yapılan görüşmeler, yetişkinlerden farklıdır:
- Bilişsel ve Dil Becerilerindeki Sınırlılıklar: Çocukların bilişsel kapasiteleri ve dil kullanma becerileri yetişkinlere göre farklılık gösterir.
- Alternatif İletişim Yöntemleri: Çocuğun ruhsal durumu, kişiliği, gelişimsel evreleri ve sosyal çevresi hakkında bilgi edinmek için doğrudan konuşmaya ek olarak oyun, hikayeler, çizim (resim) ve diğer etkileşim modelleri kullanılır.
- Sözsüz Davranışların Önemi: Çocuklar iç gerginliği anında davranışla ifade edebilirler. Bu nedenle, sözsüz davranışların (beden dili, mimikler) değerlendirilmesi yetişkinlere göre daha da önemlidir.
- Farklı Gelişim Düzeyleri: Klinisyen ve çocuk/ergen farklı gelişim düzeylerinde olduğundan, iletişimde bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.
- Yabancı Korkusu: Çocuk danışanların klinikteki yabancılardan korkması ve bir daha gelmek istememesi yaygın bir zorluktur.
1.4. Klinisyenin Rolü ve Yaklaşımı ✅
- Klinisyen, çocuğun duygusal karmaşasının işaretlerini gözlemlemeli ve danışanın konuşmak için rahat hissettiği anları bilmelidir.
- Daha büyük çocuklarla samimi bir ilişki kurmak için sözel pekiştireçler ve arkadaşça bir konuşma yapılabilir.
- Çocuğun sadece zayıf yanlarına değil, güçlü yönlerine de vurgu yapmak önemlidir.
1.5. Bilgilendirilmiş Onam 📝
Değerlendirme sürecini veya haklarını anlama yeterliliği olmayan küçük çocuklar ile yetişkinler/yaşlılar için, ebeveynler veya vasiler bilgilendirilmiş onam prosedürlerinde yer alırlar.
2️⃣ Psikotanısal Değerlendirme
Psikotanısal değerlendirme, klinik psikologlar tarafından en yaygın kullanılan değerlendirme türüdür.
2.1. Tanım ve Kapsam 📚
- En kapsamlı değerlendirmeler genellikle klinik görüşme ve psikolojik testlerin birlikte kullanıldığı durumlardır.
- Bu değerlendirmeler, sevk raporları, adli raporlar ve aile üyelerinden gelen bilgiler gibi ek verileri de içerebilir.
2.2. Odak Noktaları 🎯
Psikotanısal değerlendirme, danışanın psikolojik sorunlarına katkıda bulunan şu konulara odaklanır:
- Kişilik özellikleri
- Belirtiler
- Çevresel etkiler
- Altta yatan çatışmalar ve dinamikler
2.3. Kullanılan Yöntemler ve Çoklu-Yöntem Yaklaşımı 📊
- Klinik görüşme, ölçekler ve testler gibi çeşitli değerlendirme yöntem ve araçları kullanılır.
- Çoklu-yöntem yaklaşımı benimsemek kritik öneme sahiptir. Herhangi bir tanısal aracın güçlü ve zayıf yönlerini dengelemek için tek bir araçla sınırlı kalmamak esastır.
3️⃣ Klinik Görüşme: Temeller ve Uygulama
Klinik görüşme, psikolojik değerlendirme ve psikoterapi kararı için temel bir dayanak noktasıdır ve mesleğe yeni başlayanlar için öğrenilmesi gereken en önemli beceridir.
3.1. Görüşmenin Tanımı ve Amaçları 📚
- Görüşme, klinik bakış açısından "hastayı anlamak için girişimde bulunma" anlamına gelir.
- "Bir amaçla konuşma" olarak tanımlanır ve başlıca amaçları şunlardır:
- Bilgi Toplamak: Danışanın sorunları, geçmişi ve yaşam koşulları hakkında veri edinmek.
- Karşılıklı Güvene Dayalı Bir İlişki Kurmak: Terapötik işbirliğinin temelini atmak.
3.2. Klinik Görüşmeyi Sosyal Sohbetten Ayıran Özellikler 💡
- Klinik psikolog, hastayı kişisel konulara odaklanılan bir diyaloğa çeker.
- Bu, sosyal ortamlardaki arkadaşça konuşmalardan farklıdır; sadece hastanın problemlerine odaklanır.
- Klinik psikoloğun belirli bir gündemi ve tartışma yapısı vardır.
3.3. Klinisyenin Rolü ve Gerekli Beceriler ✅
Klinik psikolog, görüşme boyunca aktif bir konumdadır:
- Bilgi Toplama: Gözlem yaparak, sorular sorarak, konular üzerine konuşarak ve danışanın davranışlarını yorumlayarak bilgi toplar.
- Hipotez Oluşturma: Topladığı bilgileri birleştirerek hipotezler oluşturur ve bunları doğrulayan veya yanlışlayan kanıtları izler.
- Zaman Yönetimi: Görüşme süresini etkin bir şekilde yönetir.
- Gözlem Yeteneği: Danışanın sadece söylediklerine değil, bunları nasıl söylediğine ve görüşmede kendisini nasıl ortaya koyduğuna da dikkat eder. Hastanın sözel olmayan davranışları (mimik, ses tonu, göz kontağı, yüz ifadesi) önemlidir.
- Ortam Yaratma: Hastanın en derin ve mahrem konularını rahatça aktarabilmesi için rahat, güvenli, özel ve özgür bir ortam yaratır.
- Tutum: Kabullenici, sıcak ve profesyonel bir tutum sergiler.
- Görüşmecinin Özellikleri:
- Hastanın getirdiği konuları yakınlıkla ve yargılamayan bir tarzda dinleyebilme.
- Birbiriyle benzeşmeyen bilgileri birbirine bağlayabilme.
- Konuları açmak için sondaj soruları sorma bilgisine sahip olma.
- Profesyonel Kimlik: Hastayla ilk telefon görüşmesinden itibaren, bekleme odasında karşılamaya, giyimine ve diğer çalışanlarla kurduğu ilişkiye kadar her zaman klinik psikolog kimliğiyle davranır.
3.4. Görüşme Sürecinde Bilgi Toplama Alanları 📋
Bir klinik görüşmede danışandan başlıca şu konularda bilgi toplanır:
- Demografik Bilgiler: Ad-soyad, yaş, cinsiyet, medeni hal, ailedeki kişiler, inanç, ırk, meslek, çalışma durumu, yaşadığı yer ve iletişim bilgileri.
- Geliş Nedeni: Ana şikayet ve bu problemin özellikleri (ne zaman başlamış, ne kadar sürmüş, seyri, sıklığı, şiddeti vb.).
- Problemin Geçmişi ve Ruhsal Özgeçmiş: Geliş şikayetine eşlik eden diğer belirtiler, sıkıntıları başlatan olaylar, ilk ortaya çıkan belirtiler, klinik seyir, geçmişteki ruhsal sorunlar ve alınan tedaviler.
- Tıbbi Özgeçmiş: Önemli olabilecek geçmişteki veya halen devam eden tıbbi hastalıklar, kazalar, ameliyatlar.
- Sosyal Durumu: Yaşam koşulları, yakın ilişkileri, arkadaşlıkları, sosyal aktiviteleri, psikososyal destek kaynakları ve bunların kalitesi, geçmiş ve bugünkü ilişkilerin seyri.
- Aile Öyküsü (Soygeçmiş): Aile üyeleri ve yakın akrabalardaki ruhsal sorun ve hastalıklar, ailedeki stres faktörleri.
- Çocukluk, Ergenlik, Genç Erişkinlik Öyküsü: Nasıl bir çevrede büyüdüğü, çocukluk travmaları, başka diğer önemli olaylar, eğitim hayatındaki başarı düzeyi, ergenlik sorunları, akran zorbalığı.
- Daha Önce Alınan Tedaviler: Şu anki sorunları ve varsa geçmişteki sorunları için hiç tedavi girişimi olup olmadığı, ne tür tedaviler gördüğü, bu tedavilerin sonuçları.
3.5. Soru Sorma Teknikleri 💬
- Görüşmelerde bu adımlar sırasıyla sorgulanabileceği gibi, çoğu zaman görüşmenin akıcılığı içinde yeri geldikçe değerlendirilir.
- Öncelikli tercih edilen soru türü açık uçlu sorulardır. Bu tür sorular, tek kelimelik veya evet-hayır şeklinde olmayan, danışanın detaylı yanıt vermesini teşvik eden sorulardır.
- ✅ Örnek: "Uykunuz nasıl?" (Açık uçlu)
- ❌ Kaçınılması Gereken: "Son günlerde uykusuzluk yaşadınız mı?" (Kapalı uçlu, evet/hayır yanıtı bekler)
4️⃣ Ruhsal Durum Muayenesi (RDM)
Ruhsal Durum Muayenesi (RDM), klinik görüşme boyunca kullanılan tamamlayıcı bir araçtır. Tıbbi hastalıklardaki fizik muayeneye karşılık gelir ve ruhsal problemlerin belirti ve bulgularını anlamaya yarar. Muayene, hem danışanın sözle ifade ettiklerini hem de klinisyenin yaptığı gözlemleri kapsar.
4.1. Görünüm ve Tutumun Değerlendirilmesi 👀
RDM, hastayla karşılaşıldığı an başlar ve şu unsurları içerir:
- Öz-bakım: Giysiler, saçlar, sakal tıraşı, tırnaklar, ayakkabılar, koku, dövme gibi kişisel hijyen ve bakıma dair gözlemler. Aşırı veya ihmal edilmiş öz-bakım önemli ipuçları verebilir (örn: kilo kaybı, abartılı aksesuarlar).
- Yaşında Gösterip Göstermediği: Danışanın yaşından büyük (depresyon, psikoz) veya küçük (püeril hastalar, histriyonik kişilik) görünmesi.
- Yüz İfadesi (Affekt): Üzgün, kederli, neşeli, coşkulu, öfkeli, kaygılı, kuşkulu, şaşkın, uykulu gibi ifadeler.
- Duygusal Katılım: Anlık duygusal tepkilerin o anki ortamla uyumlu olup olmadığı, affektin duygudurumla uyumu.
- Göz Kontağı: Göz kontağı kurup kurmadığı, boşluğa bakma (depresyon, organik), yere bakma (depresyon), göz kaçırma (hostilite, utangaçlık, anksiyete), sürekli göz hareketleri (distraktibilite, halüsinasyonlar, mani), dik dik bakma (kuşkuculuk, paranoya).
- Davranış ve Tutum: İşbirliği yapma derecesi, savunucu, düşmanca, temkinli, kuşkucu (paranoid), ayartıcı, rol yapar gibi (histriyonik), komik, espri yapan (manik), sahtekar görünümlü (antisosyal), isteksiz, ilgisiz (depresyon), heyecanlı, gergin (anksiyete), uygunsuz davranış (psikoz, organik).
4.2. Duygunun Değerlendirilmesi 🎭
- Duygulanım (Affekt): Duygunun dışavurumu, "hava durumu" gibidir. Dört niteliği değerlendirilir:
- Aralığı: Olağan, kısıtlı.
- Yoğunluğu: Yoğun, sığ, donuk, künt.
- Değişkenliği: Tutarlı, değişken, oynak.
- Uygunluğu: Ortam ve düşünce içeriğiyle uyumu.
- Duygudurum (Mood): Belirli bir zaman dilimindeki süreklilik gösteren duygu hali, "mevsim" gibidir.
- Önemli Duygu Terimleri:
- ALEKSİTİMİ: Duyguların farkında olmama, tanımlayamama.
- ANHEDONİ: Hayattan zevk almama, ilgi ve istek kaybı.
- DİSFORİ: Hoş olmayan duygularda artma.
- EKSTAZİ: Yoğun bir kendinden geçme duygusu.
- ELASYON (ELEVASYON): Duygu ve motor etkinlikte artma.
- ÖFORİ: Abartılı iyi hissetme hali, neşe yönünde artma.
- İRRİTABL DUYGUDURUM: Öfke (früstrasyon) eşiğinin düşmesi.
- ÖTİMİ: Olağan sınırlarda duygudurum.
- AJİTASYON: Motor huzursuzluk ve yoğun anksiyetenin bir arada olması.
- AMBİVALANS: Birbirine karşıt iki duygu/düşüncenin bir arada bulunması.
- ANKSİYETE: Geleceğe dair endişeli beklenti.
- APATİ: Çevreden kopuk olma veya aldırmazlığın eşlik ettiği duygusal donukluk.
- DEPRESYON: Çökkün duygudurum.
- ENDİFERANS: Aldırmazlık, vurdumduymazlık (örn: La belle indifference - histeri, konversiyon).
- HOSTİLİTE: Düşmanca duygular besleme.
- Affekt ve Duygudurum Arasındaki Fark: Duygulanım (affekt) nesnel, dışarıdan gözlemlenen anlık tepkilerken; duygudurum (mood) öznel, kişinin kendisine nasıl hissettiğini sorduğumuzda verdiği yanıttır.
4.3. Düşünce ve Konuşmanın Değerlendirilmesi 🧠🗣️
Düşünce ve konuşma bozuklukları üç ana başlık altında incelenir:
4.3.1. Düşüncenin Yapısı ile İlgili Bozukluklar
- Birincil (Primer) Süreç Düşünme: Mantık ötesi, zamana ve mekana uymayan, çelişkili kavramların bir arada bulunduğu, büyüsel, ilkel, mantıklı bir nedensellik kuralına uymayan bir düşünce şeklidir (bilinçdışı gibi). Rüya yaşantısı için normal kabul edilirken, patolojik olduğu durum şizofrenidir.
- Otistik (Dereistik) Düşünce: İstek ve ihtiyaçlara kendi iç dünyasında doyum bulmaya çalışma sonucu ortaya çıkan gerçek dışı düşüncedir. Gerçeklikten kopar, hayal dünyasında yaşar. Amaca yönelik değildir, aktif çaba gerektirmez. İçine kapanma ve sosyal izolasyona neden olabilir. Fanteziler ve gündüz düşleri tipiktir. Küçük çocuklarda normal kabul edilebilir.
4.3.2. Düşünce Süreci ile İlgili Bozukluklar
- Çevresel Konuşma (Ayrıntıcılık, Circumstantiality): Konuşurken ana konudan sapma, gereksiz detaylara girme ancak sonunda ana konuya dönme.
- Basınçlı Konuşma: Hızlı, kesintiye uğraması zor, yüksek sesli konuşma.
- Blok: Konuşmanın aniden kesilmesi ve bir süre sonra başka bir konuyla devam etmesi.
- Teğetsel (Yandan, Tanjansiyel) Konuşma: Ana konudan sapma ve bir daha ana konuya dönememe.
- Fikir Uçuşması: Hızlı ve sürekli değişen fikirler, bir fikirden diğerine atlama.
- Ekolali (Yankılama): Başkasının söylediği kelime veya cümleleri tekrar etme.
- Klang Çağrışım (Kafiyeli Konuşma): Kelimelerin anlamından çok ses benzerliklerine göre birbiriyle ilişkilendirilmesi.
- Koprolali (Fekal Konuşma): Küfürlü veya müstehcen kelimeleri istemsizce kullanma.
- Lögore (Kelime İshali): Aşırı ve kontrolsüz konuşma.
- Neolojizm (Yeni Kelime Uydurma): Kişinin kendi anlamını yüklediği, başkaları tarafından anlaşılmayan yeni kelimeler yaratması.
- Perseverasyon: Aynı şeyleri anlatıp durma, bir sözcüğün kalıplaşmış bir şekilde ısrarla tekrarlanması.
- Verbal Stereotipi: Alakasız bir kelimeyi veya cümleyi sürekli araya sokma.
- Enkoherans (Kelime Salatası): Kelimelerin veya cümlelerin anlamsız bir şekilde bir araya gelmesi, konuşmanın tamamen anlaşılmaz olması.
4.3.3. Düşünce İçeriği ile İlgili Bozukluklar
- Büyüsel Düşünce: Düşünce ve eylemlerinin özel sonuçlar doğuracağına ya da bazı sonuçları engelleyeceğine inanma (küçük çocuklarda normal kabul edilebilir).
- Düşünce İçeriğinin Fakirleşmesi: Konuşma, miktarından bağımsız olarak bilgi aktarmaktan uzaktır, içerik olarak boş ve yüzeyseldir.
- Hezeyan (Sanrı, Delüzyon): Gerçek dışı, somut ve net kanıtlara rağmen değiştirilemeyen düşüncelerdir. Kişi, bu düşüncelerin tümüyle gerçek olduğuna inanır ve konuşarak ikna edilemez. Ait olduğu kültürün ya da dini inancın parçası değildir ve süreklilik gösterir. Genellikle hastalığa özgü değildir, birçok psikiyatrik durumda görülebilir.








