📚 Çalışma Materyali: Albert Bandura'nın Sosyal Bilişsel Kuramı
Bu çalışma materyali, bir ders kaydı ve kopyalanmış metin kaynaklarından derlenerek hazırlanmıştır.
Giriş: Bandura'nın İnsan Doğasına Bakışı ve Karşılıklı Belirleyicilik
Albert Bandura'nın sosyal bilişsel kuramı, insan davranışlarının karmaşık yapısını anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Bandura, radikal davranışçıların (özellikle Skinner'ın) insan davranışlarının tamamen çevre tarafından belirlendiği görüşüne kesinlikle karşı çıkmıştır. Ona göre, insan davranışları tek bir faktörle açıklanamaz; aksine, hem içsel (bilişsel süreçler, inançlar) hem de dışsal (çevresel faktörler) etmenlerin dinamik bir etkileşimi sonucunda şekillenir. Bu temel ilke, karşılıklı belirleyicilik olarak adlandırılır. ✅
Karşılıklı Belirleyicilik Nedir? 💡 Bireyin davranışlarının, bilişsel süreçlerinin ve çevresel faktörlerin sürekli olarak birbirini etkilediği döngüsel bir ilişkidir.
- Davranış: Bireyin eylemleri.
- Bilişsel Süreçler: Düşünceler, inançlar, beklentiler, algılar.
- Çevresel Faktörler: Sosyal ve fiziksel çevre, pekiştireçler, modeller.
Bu model, insanı pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, kendi gelişiminde aktif bir rol oynayan, çevresiyle etkileşim halinde olan bir varlık olarak konumlandırır.
Davranışın Bilişsel Nedenleri
Bandura'nın kuramı, davranışçı bir temele sahip olsa da, kişiliğin ve davranışın bilişsel boyutuna büyük bir vurgu yapar.
- Sembolleştirme ve Öngörü Kapasitesi: Bandura'ya göre insanlar, hayvanlardan farklı olarak sembolleştirme ve öngörü kapasitelerine sahiptir. Bu sayede, sorunlar karşısında her defasında deneme-yanılma yolunu kullanmak yerine, olasılıkları zihinlerinde canlandırabilir, olası çözümler geliştirebilir ve bunların sonuçları üzerinde düşünebilirler.
- Uyarıcıları Yorumlama: İnsanoğlu basit bir biçimde uyarıcıya tepki vermez; aksine, uyarıcıları yorumlar ve onlara anlam yükler. Dış uyarıcılar (pekiştireçler) davranış değişikliğine yol açtığında, bu sadece uyarıcının kendisinden kaynaklanmaz. Birey;
- Davranışı ardından ortaya çıkan hoş sonucun farkında olduğu,
- Neyin pekiştirildiğini bildiği ve
- Aynı şekilde davrandığı takdirde aynı pekiştireci tekrar alacağını umduğu için davranış değişikliği gösterir.
- Bilişsel Süreçlerin Rolü: Davranış değişikliğine yol açan, basit bir biçimde dış uyarıcılar değil, bu uyarıcıların anlamlandırılmasını ve yorumlanmasını içeren bilişsel süreçlerdir.
Kişiliğin Yapısı: Öz Düzenleme ve Öz Yeterlik
Bandura, kişiliğin yapısı ile ilgili soyut kavramlar öne sürmemiş, ancak bireyin kendi davranışlarını nasıl düzenlediğine (öz düzenleme) ve kendi yeterliğine ilişkin algısına (öz yeterlik) özellikle önem vermiştir.
1. Öz Düzenleme 📚
Bireyin kendi davranışlarını gözlemleyip, kendi için oluşturduğu ölçütlerle karşılaştırarak bir yargıda bulunması ve gerektiğinde davranışlarını ölçütlerine uygun hale getirmek üzere değiştirmesidir.
- Süreci: Kendi davranışlarını gözden geçirme, değerlendirme, yönlendirme ve kontrol etme.
- Etkileyen Faktörler:
- İçsel Faktörler: Bireyin kendi standartları, değerleri, hedefleri.
- Dışsal Faktörler:
- Kendi davranışlarını değerlendirmek için bir standart sağlarlar.
- Pekiştirme yoluyla öz düzenlemeyi etkilerler.
- İçsel Gereklilikler: Öz düzenleme sürecini etkileyen üç içsel gereklilik:
- Kendini Gözleme: Davranışlarını ve sonuçlarını dikkatle izleme.
- Kendini Değerlendirme: Gözlemlenen davranışları kişisel standartlarla karşılaştırma.
- Kendine Tepkide Bulunma: Değerlendirme sonucunda kendine ödül veya ceza verme.
- Seçici Aktivasyon ve İçsel Kontrolün Çözülmesi: Öz düzenleyici ilkeler otomatik değil, ancak harekete geçirildiklerinde işlerler. Bu duruma seçici aktivasyon denir. Bandura, insanların, davranışlarının ahlaklılığı konusunda kendilerini haklı görmeden kötü davranışlar sergilemediklerini belirtir. Bu durum, içsel kontrolün çözülmesi kavramıyla açıklanır. Birey, yaptığı davranışları kendince haklı görerek, kendini ve davranışlarının sonucunu birbirinden ayırır ve kötü davranışlar sergilemekle birlikte ahlaki standartlarını korumayı sürdürebilir.
- İçsel Kontrolün Çözülme Yolları: ⚠️
- Ahlaki Meşrulaştırma: Davranışları ahlaki olarak haklı gösterecek şekilde yeniden tanımlama (haklı çıkaran karşılaştırma, olumlu etiketleme).
- Sonucu Yadsıma/Minimize Etme: Davranışlarının sonucunu inkar etme, küçümseme veya çarpıtma.
- Suçu Kurbana Yükleme: Suçu davranışlarının kurbanına atma veya onları kişiliksizleştirme.
- Sorumluluğu Başkasına Yükleme/Yayma: Davranışın sorumluluğunu başkasına atma veya sorumluluğu kimsenin sorumlu sayılamayacağı şekilde dağıtma.
- İçsel Kontrolün Çözülme Yolları: ⚠️
2. Öz Yeterlik 📚
Bireyin belli bir performansı meydana getirmesi için gerekli etkinlikleri organize edip başarılı bir biçimde yapma kapasitesine ilişkin algısıdır.
- Davranış Üzerindeki Etkisi: İnsanlar yeteneklerini aştığını düşündükleri faaliyetlerden kaçınırken, yapabileceklerini düşündükleri görevleri üstlenme eğilimi sergilerler. Öz yeterlik algısı, çevrenin talepleriyle baş etme potansiyelimizi belirleyen en önemli etkenlerden biridir.
- Yetkinlik Beklentisi vs. Sonuç Beklentisi:
- Algılanan Öz-Yeterlik (Yetkinlik Beklentisi): Bireyin belli bir düzeydeki performansı yerine getirme kapasitesine ilişkin algısıdır.
- Sonuç Beklentisi: Bireyin bu davranışının doğuracağı olası sonuca ilişkin yargısıdır.
- Önemli Not: Her ikisi de performansı yordamada etkili olsa da, Bandura yetkinlik beklentisinin davranışı sonuç beklentisine göre daha iyi yordadığını belirtir. Yüksek öz yeterliğe sahip kişiler daha kararlı ve ısrarcı olurken, düşük öz yeterliğe sahip kişiler zor işlerden kaçınır ve çabucak vazgeçerler.
- Öz Yeterlik Algısının Kaynakları: Öz yeterlik algısı dört temel kaynaktan elde edilen bilgilere dayanır:
- Tamamlanmış Başarılı Performanslar: Geçmişteki başarılar, öz yeterliği artırır.
- Dolaylı Yaşantılar: Başkalarının başarılarını gözlemlemek (model alma).
- Sözel İkna: Başkalarından gelen teşvik edici sözler ve geri bildirimler.
- Fizyolojik ve Duygusal Durumlar: Stres, kaygı gibi fizyolojik tepkilerin yorumlanması.
Kişiliğin Gelişimi ve Gözlem Yoluyla Öğrenme
Bandura'ya göre, insan davranışlarının nedeni ve kişiliğin gelişimi, bireyin öğrenme tarihçesinde yatar. Ancak Bandura'nın öğrenme konusundaki görüşleri radikal davranışçılıktan oldukça farklıdır.
-
Model Alma Yoluyla Öğrenme: Skinner'ın aksine Bandura, öğrenmenin gerçekleşmesi için davranışın kişi tarafından sergilenmesi ve ardından pekiştirilmesi gerektiğine katılmaz. Tepkisel ve edimsel koşullanmayı kabul etmekle birlikte, insan öğrenmelerinin büyük bir kısmının model alma yoluyla (gözlem yoluyla) dolaylı bir biçimde gerçekleştiğini belirtmiştir.
-
Dolaylı Yaşantılar: Başkalarının davranışlarını gözleyerek, duyarak ya da okuyarak birçok şeyi dolaylı olarak öğrenmek mümkündür.
- Dolaylı Pekiştirme: Başkalarının davranışlarının pekiştirildiğini gözlemleyerek o davranışı yapma eğilimi.
- Örnek: Annesine yardım eden ablasının övüldüğünü gören çocuğun annesine yardım etmek istemesi.
- Dolaylı Güdülenme: Bir başkasının bir durumdan duyduğu heves ve isteklilikten etkilenerek benzer bir güdülenme yaşama.
- Örnek: Komşusunun motosiklet sahibi olmaktan çok hoşnut olduğunu gören kişinin motosiklet almak için istek duyması.
- Dolaylı Duygulanım: Gözlemlenen kişinin duygu durumunu ele veren jest ve mimiklerin bizi etkileyerek benzer duygulara sahip olmamızı sağlaması.
- Dolaylı Pekiştirme: Başkalarının davranışlarının pekiştirildiğini gözlemleyerek o davranışı yapma eğilimi.
-
Performansı Etkileyen Faktörler: Dolaylı öğrenmeleri performansa çevirip çevirmemeyi belirleyen faktörler üç ana başlıkta toplanır:
- Gözleyenle İlgili Faktörler: Yaş, olgunlaşma düzeyi, öz yeterlik algısı, cinsiyet, hazırbulunuşluk.
- Gözlenenle İlgili Faktörler: Yaş, cinsiyet, statü, popülerlik.
- Olayın Doğası ile İlgili Faktörler: Olayın dolaylı pekiştirme veya dolaylı güdüleme içermesi, dolaylı duygunun türü (performansı artırabilir veya azaltabilir).
Rastlantısal Olaylar ve Karşılaşmalar
Bandura, rastlantısal olayların ve karşılaşmaların insan yaşamındaki önemine dikkat çeken nadir kişilik kuramcılarındandır.
- Tanımlar:
- Rastlantısal Karşılaşma: Birbirleriyle tanışmayan insanların niyetlenilmemiş karşılaşmaları.
- Rastlantısal Olaylar: Beklenmedik ve niyetlenilmemiş çevresel deneyimler.
- Örnekler:
- Paul Watkins Örneği: Eski bir arkadaşını ziyarete gittiğinde, o arkadaşın taşındığı yerden habersizce yeni sakinlerle (Charles Manson ve ailesi) tanışması ve hayatının değişmesi.
- Herbert Brown Örneği: Kız arkadaşının mezuniyet hediyesi olarak aldığı ucuz bir kimya kitabının, onun Nobel ödüllü bir kimyager olmasına yol açması.
- Bandura'nın Bakış Açısı: Bandura, kişiliğimizin tamamen tesadüfi olaylara bağlı olmadığını vurgular. Davranışlarımız, bireysel özelliklerimiz ve çevre arasında üçlü karşılıklı nedensellik söz konusudur. Tesadüfi olayların etkisi, bu üçlü belirleyicilik kapsamında, niyetlenilmiş olayların etkileri kadar olabilir.
- Şans Yaratma: Bandura'ya göre, tesadüfi olaylar ve karşılaşmalar kontrol edilemez nitelikte değildir. İnsanlar, kendileri için arzu edilen olayların gerçekleşme ihtimalini artıracak davranışlarda bulunarak ve tercihler yaparak ya da hoş olmayan olaylardan kaçınmalarına yardımcı olacak adımlar atarak kendi şanslarını yaratabilirler.
Eleştiriler ve Değerlendirme
Bandura'nın kuramı, psikoloji bilimine önemli katkılar sağlamış olsa da bazı eleştirilere de maruz kalmıştır.
- Eleştiriler: 📊
- Bilinçli ve bilinçdışı çatışmalara sınırlı vurgu yapması.
- Psikanalize karşı mesafeli yaklaşım sergilemesi.
- Güçlü Yönler: ✅
- Sınanabilir hipotezlere sahip olması ve güçlü ampirik destek bulması.
- Uygulamaya dönük olması (terapi, eğitim, ebeveynlik gibi alanlarda pratik değeri).
- Öz-yeterlik ve öz-düzenleme kavramlarının pratik değeri.
- Kuramsal Katkı: 💡
- Davranışçılığa bilişsel süreçleri ekleyerek bilişsel-davranışçı yaklaşımın temellerini atmıştır.
- Rotter, Mischel, Meichenbaum, Beck, Ellis gibi önemli isimlere zemin hazırlamıştır.








